yolcu otomobili veya uçağı.
Noun
(alçak sürgülü) dosya dolabı.
Noun
bara, dağıtma çubuğu.
Noun, Electronics
taşıt: birçok sayısal bellek arasında ya da yazmaç arasında ortak bağlantı oluşturarak bunlar arasında
veri aktarımı sağlayan teller kümesi.
Noun, Information Technology
otobüsle taşımak/göndermek.
to bus the children to another school.
Verb
otobüsle gitmek/seyahat etmek.
We bussed to Toronto.
Verb
garson yardımcılığı yapmak.
He bussed for his meals during his student days.
Verb
buss ile ayni anlama gelir. otobüs.
veri yolu
Noun, Information Technology
adres yolu
Information Technology
mafsallı otobüs
Noun, Transport
garson yardımcısı kız/kadın.
Noun
seri (dizisel) bağlantılı fare
Information Technology
otobüs durağı
Exclamation, Transport
(kapalı) otobüs durağı.
Noun
veznedarların gün boyunca paralarını üzerinde tuttuğu tekerlekli dolap
belediye otobüsü
Noun, Transport
metro ve otobüs kombine yolculuğu
neredeyse otobüsün altında kalmak
Verb
(US) kısa mesafeler arası işleyen otobüs
tıklım tıklım dolu otobüs
veri yolu
Noun, Information Technology
bir otobüs hattının işletmeye kapanması
bir otobüs hattını kaldırmak
Verb
bir otobüs güzergâhını değiştirmek
Verb
otobüsün binilen sahanlığı
besleyici hat dağıtma çubuğu
yarım saatte bir otobüs servisi
yarım saatte bir otobüs servisi
uygun tren ve otobüs bağlantıları
Noun
otobüs için uzun süre beklemesi gerekmek
Verb
otel otobüsü otel personeli
bir otobüste (cam kenarı değil de) iç taraftaki yer
bir otobüste (cam kenarı değil de) iç taraftaki yer
şehirlerarası otobüs
Noun, Transport
şehirlerarası işleyen otobüs
otobüste sarsıntılı bir şekilde yolculuk etme
askeri servis aracı
Noun, Military
fırsatı (elden) kaçırmak.
You should have bought those shares a month ago; now you've missed the boat.
üstü açık otobüs
Transport
tıklım tıklım dolu otobüs
(Br) belediye izni almadan çalışan otobüs
birini otobüse bindirmek
Verb
(US) otobüs şirketi işletmek
Verb
okul otobüsü sarısı
Adjective
servis otobüsü
Noun, Transport
halkı otobüse tıkmak
Verb
kalabalık bir otobüse zar zor girmek
Verb
bir otobüs güzergâhındaki duraklar
Noun
otobüste bütün yol boyunca ayakta gitmek
Verb
treni bırakıp otobüse binmeye başlamak
Verb
yarım saatte bir otobüs servisi
otobüse doğru hamle yapmak
Verb
=
trolley coach: troleybüs.
evrensel seri veri yolu
Noun, Information Technology
Dış aygıtların (yazıcı vb.) bilgisayara bağlanmasını sağlayan veriyolu
Noun, Hardware